Yeni fetihler için vira Bismillah!

Burhan Bozgeyik

Yeni fetihler için vira Bismillah!

Ayasofya Camii’nde namaz kılmak, bu milletin 86 yıllık rüyâsı ve hasreti idi. Elhamdülillah bugün bu çilekeş millet -ucundan kıyısından da olsa- bu hasretine kavuştu. Rabbim tez vakitte diğer hasretlerimize de kavuştursun…

Ayasofya Camii için, bu vatanın evlatları hep duâ etti. Pek çok yazar güzel yazılar yazdı. Ayasofya Camii sevdâsı uğruna dayak yiyenler, hapis yatanlar oldu. Başta Millî Görüş lideri merhum Erbakan Hocamız olmak üzere, bu camiânın çilekeş insanları yıllar yılı Ayasofya Camii önünde nöbet tuttular, namaz kıldılar. Fatih ceddimizin emanetine sahip çıktılar. Bu dâvâyı unutturmadılar, hep diri tuttular.

Biz, Ayasofya Camii’miz için neşriyat yapanlardan idik. Fetihten günümüze Ayasofya Camii’nin mâcerasını anlattığımız ilk yazı serimiz 17-18 Ağustos 1940 tarihlerinde neşrolmuştu. Tam 40 yıl olmuş. Sonraki zamanlarda tarihçilerle, kültür dünyamızın önde gelen simalarıyla röportajlar yaparak bu konuyu diri tutmaya çalıştık. Merhum İbrahim Hakkı Konyalı ile yaptığımız röportajlar büyük ses getirdi. Merhum Konyalı bize, Ayasofya’nın yıkılmak istenen minarelerinin nasıl kurtulduğunu, Caminin içindeki, fetihten sonra sıvanarak kapatılan o resimlerin nasıl açığa çıkartıldığını anlatmıştı. Amerika’dan gelen bir uzmanın başkanlığında fırınlardan sıcak ekmekler getirtilip o sıvaların üzerine yapıştırılmakta ve çekilerek, mozaikler bozulmadan sıvalar açılmakta imiş. [O mozaikler fetihten bu yana tartışmalı. Yine tartışılacak. Ben de bu vatanın evladı olarak bu tartışmaya katılarak şunu teklif ediyorum: O mozaikler camide olmaz. Ne yapmalı? İyisi mi açık artırma ile satalım. Sayın Ekrem İmamoğlu avuç içi kadar Fatih tablosuna 6,5 milyon TL verdi. Buna kıyasen o mozaikler en az 500 milyar dolar eder. Bu da Fatih ceddimizden devletimize bir “Fetih hediyesi” olur.]

Bugün sevinç günümüz. Sebep olanlardan Allah razı olsun. Bütün Anadolu halkından, Millî Görüş camiâsından, Osman Yüksel Serdengeçti başta olmak üzere onlarca yazar, çizer ve fikir erbabından, 26 senedir Ayasofya Camii dâvâsını tâkip eden İsmail Kandemir’den ve en nihayetinde Danıştay’ın tarihe geçen hukukçularından ve 10 Temmuz 2020 tarihindeki tarihî kararı ânında tasdik edip Diyanet İşleri Başkanlığı’na cami olarak açılması talimatını veren sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’dan, talimat alır almaz Ayasofya’yı tekrar cami düzenine getirmek için çırpınan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’tan...

Müsebbibü’l Esbâb, Allah-u Azimüşşândır. Rabbimize hamd olsun…

Evet, sevineceğiz, ancak bu sevinç ölçülü olmalı, bizlere aslî vazifemizi ve hedefimizi unutturmamalı… Bakınız Peygamber Efendimiz (A.S.M.) Mekke’nin fethinde Mekke’ye girerken büyük bir tevazu içerisinde başını devenin boynuna değecek kadar eğmişti. Allah-u Azimüşşân’a hamd-ü senâlar ederek ilerliyordu. Hz. Ömer (R.A.), Türkiye’nin 20 misli toprak fethetmişti. Ancak o her bir fetihten sonra yeni fetihlere yöneliyordu.

Bugün, fethettikleri yerlerde binlerce cami yapılmış Fatih Sultan Mehmed’in fethettiği bir şehirdeki bir caminin 86 yıl sonra aslî hüviyetine kavuşmasını bayram olarak kutluyoruz. Fatih Sultan Mehmed ise, İstanbul’u fethettikten hemen sonra yeni fetihlere yönelmişti.

Biz Mü’minler olarak yalnızca bir yitiğimize kavuştuk. Daha sayısız yitik değerimiz var. Dünyanın dört bir yanında âh-u enin eden mazlumlar var. Evleri başlarına yıkılan Filistinliler, Gazzeliler var. Esaret altında Kudüs’ümüz var. Yeryüzünde Allah-u Azimüşşan’ın hükümleri uygulanmaz olmuş. Bundan büyük dert olur mu? Bu derdin dermanını aramalıyız.

“Yahu hele dur! Zamanı var!” demeyin. Öyle bir hâle geldik ki değil 86 yıl, 86 salise beklemeye bile tahammülümüz kalmadı. Çocuklarımız, gençlerimiz, büyüklerimiz “gerçek İslâmiyet’i” unutmaya, terk etmeye başladı. İmanlar ciddi tehdit altında…

Yüz bin Ayasofya Camii, hatta Kâbe bile bir tek imanlı kalbe değişilemez. Mü’minin kalbi Allah indinde Kâbe’den de değerlidir. Öyleyse imanları korumaya, kurtarmaya, muhafaza etmeye koşalım…

İstanbul zaten fetholmuştu. Ayasofya zaten Fetih’ten sonra cami olmuştu. Bize düşen, yeni fetihler için vira Bismillah demek olmalı… Öyle ise vira Bismillah!..

24 Temmuz 2020 (Burhan Bozgeyik) 1948

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Anamın torunları

En büyük musibet, Allah’tan gafil olmaktır!

“Sen bana ördek dedin!”

Vay uyanık papaz vay!

İstiklâl ve istihlas gerçekleşti mi?

Tuhaf İşler -2-

Arabaya taş koyduk biz bu yola baş koyduk

“Nefes Alamıyoruz!”

Büyük numara: “Tıp oyunu” gibi…