KAHRAMANLIK ve DON KİŞOTLUK !

KAHRAMANLIK ve DON KİŞOTLUK !

KAHRAMANLIK ve DON KİŞOTLUK !
Veya DON KİŞOT'un KAHRAMANLIĞI !
Arkadaşlar, bugün öncelikle (ve özellikle de zamanımıza uygun YAKIŞTIRMA falan yapmadan) SİYASETTEN ve RAFLARDAKİ fiyatlara karşı açılan SAVAŞLARDAN, YURT ve kiralık EV bulamayan öğrencilerin hallerinden, güç yetmeyecek şekilde artan KİRALARDAN, allentrikten gazdan ve falanlardan filanlardan uzaklaşalım ve (çoğunuz bilirsiniz ya… ) DON KİŞOT denilen “KAHRAMANIN” (!) yaptığı bir “KAHRAMANLIKTAN” (!) bahsedelim hele, olur mu ?
Miguel De CERVANTES'in (özet olarak) “KAHRAMAN” DON KİŞOT’u !
Manş eyaletinin bir kasabasında yakın bir zamana kadar bir TAZISI, battal bir KALKANI, cılız bir ATI ve silahlıkta takılı bir MIZRAĞI bulunan asilzadelerden biri yaşamaktaydı. UZUN boylu, zayıf yüzlüydü.
Bir çok malını satarak aldığı ŞÖVALYELİK kitaplarının etkisinde kalan ve kendisinin de DÜNYAYI KURTARACAK kadar büyük bir ŞÖVALYE olduğunu zanneden ve bu niyetle yola koyulan bir “KAHRAMAN”dı (!)
Bu asilzademiz, komşularından bir çiftçiyi, AT UŞAĞI sıfatıyla kendisine arkadaşlık etmesi için kandırmaya uğraşıyordu. Bu çiftçi iyi, fakat BEYİNSİZ bir adamdı. Kahramanımızın bu adama verdiği sözler arasında sürekli tekrarladığı bir söz vardı: “Başıboş ŞÖVALYELER, öteden beri FETHETTİKLERİ ADALARI ve krallıkları, silahşörlerine vermeyi alışkanlık edinmişlerdir” diyordu.
Şanlı bir meslek olan başıboş AT UŞAKLIĞINDA, bir çırpıda bir ADANIN VALİLİĞİNİ ele geçirmek de vardı. SANŞO PANŞA adlı bu saf çiftçi özellikle bu ümide kapıldı ve VALİLİĞİN peşinde koşmak için çoluğunu çocuğunu terk etmeye karar verdi.
Bütün hazırlıklarını tamamlamış olan Şövalyemiz projesini gerçekleştirmeyi daha fazla geciktirmek istemedi. Zira, böyle bir gecikmenin yeryüzünde sebeb olacağı kötülükleri düşünerek bir an önce hareket etmek istiyordu.
Çünki, intikamını alacağı KÖTÜLÜKLER, tamir edeceği HATALAR, doğrulatacağı HAKSIZLIKLAR ve ÖDETECEĞİ borçlar o kadar çoktu ki beklemeye vakti yoktu.
Temmuz ayının en sıcak bir gününde bir sabah vakti gün doğmadan kalktı, kimseye görünmeden ve bir şey söylemeden zırhlarını giydi, meşhur ATI Rossinante’nin sırtına atlayarak MIZRAĞI elinde KALKANI kolunda, mukavva ile ekli MİĞFERİ başında olduğu halde arka kapıdan çıktı.
DON KİŞOT şöyle haykırdı:”Biliniz ki ben, MAĞDURLARIN İNTİKAMINI ALAN ve ZALİMLERİ CEZALANDIRAN Manşlı Kahraman DON KİŞOT’um !”
Bu niyetle yola çıkan “KAHRAMAN” (!) Don Kişot’un başından çok MACERA geçer.
Bizi hepsinden çok ilgilendiren bunlardan bir tanesi de aşağıdakidir:
“DON KİŞOT’un YELDEĞİRMENLERİNE SALDIRISI !
O sırada DON KİŞOT, ovadaki otuz kırk kadar YELDEĞİRMENİ görünce silahşoru SANŞO’ya seslendi:
“Dostum, şansımız iyi gidiyor. Şu karıdaki müthiş DEVLERİ görüyor musun. Sayıları otuzdan fazla. Bunlar ile savaşıp hepsini ÖLDÜRECEĞİM. Alacağımız GANİMETLER ile zenginleşmeye başlayacağıız. Bu LANETLİ yaratıkları yeryüzünden KALDIRMAK ile ALLAH’a da hizmet etmiş olacağız.”
Sanşo hayretle:
-Hangi devler, dedi.
Don Kişot:
-İşte şu gördüklerin, kolları da ne kadar büyük. Bunların içinde kolları iki fersah uzunluğunda olanlar bile vardır.
-Fakat efendim, aman dikkat edin, onlar DEV değil, YELDEĞİRMENİ. Sizin kol zannettikleriniz de KANATLARDAN başka bir şey değil.
-Senin maceralarda hiç deneyimin olmadığı görülüyor. Eğer korkuyorsan buradan çekilip bir köşede dua etmeye koyul. Ben de eşit şartlar içinde bulunmadığım halde tehlikeli savaşa girişeceğim.
Bu sözleri söyler söylemez Rosinante’yi mahmuzlayıp DEĞİRMENLERE SALDIRDI. Bunların dev değil yel değirmeni olduğunu bağıra bağıra söyleyen Sanşo’yu dinlemiyordu bile. İşin garip tarafı, değirmenlere yaklaştığı halde FİKRİNİ hiç DEĞİŞTİRMEMESİYDİ.
Var gücüyle bağırarak;
-KAÇMAYIN alçaklar, diyordu. Size karşı saldıran Şövalye tek başına hücum ediyor.
Tam o sırada biraz rüzgâr çıkmış, değirmen kanatları da dönmeye başlamıştı.
Don Kişot sözlerine devamlı:
-Ne yaparsanız yapın faydası yok. Kollarınızı Briaree denilen devinkinden fazla da sallasanız cezanızı hafifletecek değilim.
Bu sözlerinden sonra kalkanını öptü ve canını (hayâlinde canlandırarak aşık olduğu) Dülsine’sine emanet ederek, mızrak elde, ilk DEĞİRMENİN KANADINA SALDIRDI. Dönmekte olan kanat Don Kişot’u atı ile birlikte havaya kaldırıp yirmi adım öteye fırlattı.
Sanşo, eşeğini alabildiğine sürüp efendisinin imdadına koşuyordu. Şövalyemiz öyle şiddetli düşmüştü ki, at uşağı, kendisini kaldırmakta zorluk çekti.”
***
Daha bööle çoookk böyük KAHRAMANLIKLAR sergileyen DON KİŞOT, son demlerinde AKLI başına geldiğinde, Noter huzurunda, SANŞO PANŞA’ya biraz para bırakan güzel bir VASİYETNAME bırakarak öldü gitti.
Bize de böylece bu güzel KAHRAMANLIK MASALLARINI hediye etti.
***
Böölesine çok BÖYÜK KAHRAMANLIKLAR gerçekleştiren bizim bu Kahraman DON KİŞOT’un hayatını yazan CERVANTES’in bu kitabı 1605 yılında yayımlanmıştır.
Zamanımızda da kendini bu şekilde gören siyasetçiler vardır muhakkak, ama bu husus bizim konumuz dışındadır.
Esasen, her devirde her memlekette böyleleri çıkmaktadır ve çıkacaktır da …
Tamamını okuduğunuz zaman eminim ki, okudukça güleceksinizdir.
Ve belki de kendi aklınızca, zamanımızda bunun benzerlerini bulacaksınızdır.
Haydi kalasınız sağlıcakla ve neş'eyle.
20 Eylül 2021 (Mümtaz Şahin) 868

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Bi FİKRİM GELDİ Arkadaşlar !

Her yere VAR da, BURAYA ve BUNA niye YOK !?

OĞUZHAN ASİLTÜRK denilen adamı "YİTİRMİŞİZ"

MAKSİMUM derecede MUTMAİN oldum!

HAYRETTİN KARAMAN denilen DİN Perefesörü...

ŞEYHÜLİSLÂM Ali Efendi !

AHLÂKSIZLIĞIN veya NAMUS HAİNLİĞİNİN DİNÎ HÂLİ !

ÂTIL (veya ATELE) BAKANLAR PARTİSİ!

EYVAH Eyvaaahhh ve de Vaaahhh VAHHH!