GÜLdüm VE tepkileri DÜŞÜNdüm

GÜLdüm VE tepkileri DÜŞÜNdüm

Bundan üç gün öncesine kadar Musa Dinç kim desek kimse tanımazdı. Gül ve Düşün nedir diye sorsak muhtemelen “bana emir verme, ne zaman güleceğime, ne zaman düşüneceğime ben karar veririm” diyen birileriyle de karşılaşırdık.

Oysa bugün Musa Dinç’in bir yazar olduğunu ve çocuk kitapları yazdığını biliyoruz. Çok kötü bir reklam oldu şahıs adına. Bana geçtiğimiz yıllardaki Zümrüt Apartmanı isimli kitabı ve yazarı Abdullah Şevki’yi hatırlattı.

İşin garip tarafı bir tecavüz vakası duyulduğunda “aynısını buna da yapacaksın, hatta çocuğuna da yapacaksın…” diye Hammurabi yasası uygulayanların bir anda parlayıp umarsızca eleştirmeleri.

Olaya bir de tersinden bakmak lazım.

Abdullah Şevki, Zümrüt Apartmanı kitabındaki öyküsünde, bebeğe tecavüzü “Ben dili” ile anlatmayıp, önce tecavüzcünün ne kadar çirkef, sapkın ve insanlık dışı bir yaratık olduğundan söz edip sonrasında o suçu başkasına işletseydi, daha masum mu olacaktı?

Tabi ki evet.

Peki suç masum mu olacaktı?

Tabi ki hayır, daha da korkunç olacaktı.

Sonrasında Abdullah Şevki’ye ne oldu? İfadesini verdi ve serbest bırakıldı.

Gelelim Gül ve Düşün’e.

Musa Dinç, kurnaz tilkiyi önce bir yerden yere vursaydı. Onun ne kadar ahlaksız, ne kadar adi, ne kadar bozuk bir ruha sahip olduğunu hatta bir abdest almayla ne kadar günah işlerse işlesin temizlendiğini sanacak kadar da sapık olduğunu ve bu sapıklıktan dolayı da boz ayıya tecavüz ederek cezalandırmak istediğini anlatsaydı, masum olur muydu?

Tabi ki evet.

Tecavüzün ağırlığı azalır mıydı?

Bilmiyorum ama okuyan herkes tecavüzcü tilkinin bu işi sapkınlığından dolayı yaptığı için pek fazla üzerine düşmezdi.

Musa Dinç’in cezaevine konulmasına şaşırmadığım gibi Abdullah Şevki’nin daha ağırını yazmasına rağmen ifadesi alınıp serbest bırakılmasına da şaşırmadım. Çünkü ta en baştan Abdullah Şevki’nin cezaevine atılacağını AHaber’in haberinden anlamıştım. “HDP’li yazar Musa Dinç” diye veriyorlardı haberi.

Sapkınlık aranıyorsa bence  Zümrüt Apartmanı yazarı daha da sapkın çünkü bir bebeğe nasıl tecavüz ettiğini, onun boğulmasına neden olacak şeyleri nasıl yaptığını anlatıyordu. Ama o serbest, Musa Dinç içerde.

Bence serbest kalacaksa ikisi de tutuklanacaksa ikisi de tutuklanmalıydı ama ülkemizde işler öyle çevrilmiyor. Uzman Çavuş Musa Orhan olayı da Musa Dinç olayı ile aynı günlerde yaşandı. Genç bir kıza onu intihara sürükleyene kadar tecavüz eden Musa Orhan dışarıda, küçük bir bebeğe tecavüzünü ballandırarak anlatan Abdullah Şevki dışarıda. Sapkın bir ruhu “kurnaz tilki” örneğiyle anlatıp tilkiye gusül abdesti aldıran Musa Dinç içerde.

Musa Dinç’i aklamak için yazmıyorum. Ona verilen tepkinin on katı fazlası da kitabın çıktığı yayın evine verilmeli. Yayın evlerinin amacı sadece para kazanmak olmamalı. “İçerikten yazar mesuldür” deyip de işin içinden çıkmamalı. Parayı ön plana alınca böyle ahlaki değerlerden yoksun sapkın yazıların önümüze “eser” adı altında konulması kaçınılmaz oluyor.

Bu olaylar anlatılır anlatılmasına hem de daha sert ve daha akılda kalıcı olarak anlatılır. Tıpkı çocukluğumuzdan beri kulaklarımıza küpe olan “Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış” öyküsünde olduğu gibi. Önce yalanın ne kadar çirkef bir şey olduğu anlatılıp, sonra yalancının mumu yakılmalıydı.

Abdullah Şevki de Musa Dinç de beceremedi bunu, çünkü ruhlarında yok. Ruhları öyle bir anlatıma elverişli değil.

Tecavüz, taciz toplumsal bir sorundur, tıpkı yalan, dolan, hırsızlık gibi.

Toplumsal sorunlar siyasi sorun haline getirildiği müddetçe artarak da devam edecektir. Benden olana mubah benden olmayana haram zihniyeti var oldukça ülkemiz ve toplumumuz daha nice Musa Dinç ve Abdullah Şevki öykü(!)lerine gebe kalacaktır.

Nice Musa Orhanlar elini kolunu sallayarak aramızda dolaşacaktır.

Yine diyeyim suç toplumsaldır, siyasi değil.

29 Ağustos 2020 (Deniz Yusuf) 7636

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

DUYGU DELEN’İN GERÇEK KATİLİ KİM?

İNCE MESELE & ÇÖZÜMLEME

BRÜTÜS’ÜN HAKKI İNCE’YE Mİ?

HAZMEDEMİYORUZ

LANET OLSUN!!...