Bahçeli: Biz küçük ortaklıktan gocunmuyoruz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında partililere seslendi.

Bahçeli: Biz küçük ortaklıktan gocunmuyoruz

TBMM'deki grup toplantısında partililere seslenen MHP lideri Bahçeli'nin hedefinde polis ve istihbarat kadrolarının MHP'ye açıldığını öne süren Berlin merkezli Bilim ve Politika Vakfı vardı. Vakfın hazırladığı raporu 'sinsi ve sipariş bir çalışma' olarak niteleyen Bahçeli, "Bu Alman vakfının bildiği ne varsa Türkiye'ye bildirmezse dünyanın en melanet vakfı olacağını buradan ilan ediyorum" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında partililere seslendi.

Bahçeli’nin konuşmasından satır başları:

Covid-19 salgını hayatını temel akışını kaygı verecek şekilde bozmuştur. Ramazan ayında sağduyu ve sükunet içinde orucumuzu tutarken, insanlığın hal ve gidişatını mutlaka gözden geçirmemiz zaruridir.

Bayramı aslına uygun olarak karşılayabiliriz, vuslat için sabretmeliyiz. Ramazan ayı boyunca kısıtlayıcı tedbirlerle bayramı tıpkı eski günlerdeki gibi kucaklayabiliriz.

Bugünkü dar boğazdan çıkabiliriz. Kurtulabilmek için seferberlik içinde hareket etmeliyiz. Covid-19’la mücadelenin başarıyla bitmesi için kurallara uymalıyız. Ramazanımız mübarek olsun, Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

“PKK CAN ÇEKİŞMEKTE”

Terörle mücadele kararlılık ve kahramanlıkla sürdürülmektedir. Eren Operasyonları başarıyla ve yüksek bir moralle icra edilmektedir. PKK’nın yuvalandığı yerler temizlenmektedir.

Hainler Türk devletinin gücünü ve kudretini görmüşlerdir. Onlar kaçacak biz kovalayacağız. Onlar saklanacak biz bulacağız. Şehitlerimizin hesabını sonuna kadar soracağız.

PKK can çekişmekte, her yerinden dağılmaktadır. Bu kanlı ve hain şebeke çocuklardan bile terörist devşirecek kadar haindir, şerefsizdir.

“HDP İLE İTİTFAK KURANLAR ÇOCULARIMIZIN DÜŞMANIDIR”

8 yaşındaki Hamza Adıyaman kanlı örgüt tarafından okulundan kaçırılmış ailesine Zap suyuna düşüp öldüğü söylenmiştir. Hamza Adıyaman’ın PKK kampına kaçırıldığı orada tutulduğu fotoğraflarla ortaya çıktı.

Hamza Adıyaman Zap suyunda değil PKK’nın ihanet kampındadır. HDP’li bir kadın millet vekili Hamza Adıyaman’ın ailesinin para karşılığında çadırlarda eylem yaptığını söylemiştir.

Gerçekleri saptıran kim varsa dilerim ki bir gün kendilerini Zap suyunun dibinde bulurlar. HDP ile ittifak kuranlar aynı zamanda çocuklarımızın düşmanıdır.

HDP’ye merhamet analara hakaret babalara ihanettir. Diyarbakır’da başlayan haklı eylemlerle HDP İl binalarının önünde çocuklarını bekleyen anaları selamlıyorum.

“104 EMEKLİ AMİRAL NEDEN SUSTU?”

Demokrasi ve milli irade üzerinde oynanan oyunun ana gayesi iç huzur ve barış ortamını baltalamaktır. 104 emekli amiralin hazırlayıp 4 Nisan gece yarısı servis ettiği darbe bildirisini haklı çıkarmaya, makul göstermeye, ifade ve düşünce özgürlüğü kisvesiyle maskelemeye çalışanlar milli iradeye içten içe tahammülsüz olan vesayetçi çevrelerdir.

Konu artık yargıdadır. Bu bildirinin arkasında duranların kimler olduğu var, neyin amaçlandığı elbette bağımsız ve tarafsız mahkemeler eliyle vuzuha kavuşturulacaktır.

4 Nisan bildirisine imza atmayan, ancak imza sürecinde açılan Whatsapp grubuna üye olan emekli bir amiral, hazırlanan metnin yayımlanmasından önce değiştirildiği iddiasını dile getirmiştir.

Madem öyleydi, 104 kişiden birisi çıkıp da bu bildiriyi niçin inkar edemedi? İmza attığım metin bu değildir itirazını niye yapamadı? Emekli amirallerin iradesinin iğfal edildiğini ileri sürenler bize göre boşa konuşuyor, boşuna uğraşıyor, çünkü her şey gün gibi ortadadır.

Eğer bildirinin son hali İP'in yönetiminde bulunan ve ilk imzacı olan Ergun Mengi tarafından hazırlanmışsa, bunun izahını yapması gerekenler şüphesiz bellidir ve milletimiz açıklama beklemektedir.

CHP Genel Başkanı, emekli olmuş amiraller dünyanın neresinde darbe yapabilir, sorusunu pişkinlikle sorabilmiştir. Anlaşılan Kılıçdaroğlu cehaletinin ve cüretinin kurbanı olmaktan herhangi bir rahatsızlık duymamıştır.

Talat Aydemir'in 20 Mayıs 1963 tarihindeki ikinci darbe teşebbüsü esnasında sadece emekli bir Albay olduğunu Kılıçdaroğlu dışında bilmeyen var mıdır?

Tarihine yüz çevirmiş, üstelik devri iktidarlarında vuku bulmuş bir kalkışmadan haberi bile olmayan CHP Genel Başkanı'na milletimiz nasıl güvenecek, nasıl inanacak, nasıl itibar edecektir?

“KILIÇDAROĞLU ÇIKSIN ADAY OLSUN”

Katıldığı bir televizyon programında, yoldaşı İP Başkanı'nı ters köşeye yatırıp “Ortak görüş olursa Cumhurbaşkanı adayı olurum” sözleriyle niyetini açık etmesi, bununla da kalmayarak kazanacağından şüphe duyulmaması gerektiğini söylemesi zamanlama itibariyle üzerinde durulması gereken bir beyanattır.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı seçimini kazanacağından bu kadar eminse, kendisine çok güveniyorsa, buyursun aday olsun, korkakça değil mertçe milletimizin huzuruna çıksın, ben de varım desin.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin ve Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı çoktan bellidir. Kılıçdaroğlu'nun elinden tutan yok, önüne geçen yok, aday olmasına bildiğimiz kadarıyla mani bir hal yok. Ondan bundan kahkaha bekleyeceğine, kararını belirlesin, cesaretle de arkasında dursun.

Kılıçdaroğlu geçen haftaki grup toplantısında milliyetçilikle ilgili kuru sıkı atmış, işkembeden sallamış. Bilmiyor ki, boş lakırdı karın doyurmaz, kuru gayret çarık eskitir.

Diliyle omuzunu kaşıyan CHP Genel Başkanı, yayladaki yoğurda mantı kesiyor, sudaki balığa soğan doğruyor, demem o ki, hayal peşinde koşup duruyor.

Yıkık değirmende altı ay bekleyen Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin ne olduğunu bana da dünyaya da gösterecekmiş. Sayın Kılıçdaroğlu, çapına çaputuna, milliyetçilik senin ne haline?

Ne tuhaf ki, aksayanla aksıyorsun, suya gidenle susuyorsun, sofra gördün mü açım diyorsun. Şunu aklından çıkarma ki, alçacık eşek binmeye kolaydır, yünlüce koyun yolmaya kolaydır, senin milliyetçiliğin ise yalan üstüne yalan koymaktır. Dünyaya milliyetçiliği anlatacağım diyen Kılıçdaroğlu, gel onu sen benim külahıma anlat.

Bu şahsın, az evvel katıldığı bir televizyon programından bahsetmiştim. Burada kendisine yöneltilen “LGBT, Türk aile yapısını bozuyor mu?” sorusuna, “Hayır, ilgisi yok, niye aile yapısını bozsun” diyen birisinin ne milliyetçiliği ağzına almaya, ne manevi değerlerden söz etmeye, ne de adamım diye ortalıkta dolaşmaya hakkı vardır.

Kendisine tavsiyemiz, milletimize gölge etmesin, nifak saçan diline hakim olsun, gökkuşağı renklerine bürünerek eylemine ve işine baksın, bizden de uzak kalsın.

“KÜÇÜK ORTAK OLMAKTAN GOCUNMUYORUZ”

CHP Genel Başkanı'nın ucuz ve uçuk üslubunun aynısı İP'in Başkanı'nda mevcuttur. Bu zavallı devamlı surette bize küçük ortak diyor. Sanıyorum tedavisi imkansız bir kompleksin içinde bocalıyor.

104 emekli amirale önce zevzek diyen, sonra yaş tahtaya bastığını anlayınca durumu kurtarmaya çalışan, arkasından da bize sataşan bu İp'likçi başı mahalle aralarında dedikodu yapar gibi konuşmaktadır.

Bir televizyonda, Sayın Cumhurbaşkanına seslenip 104 emekli amirali kast ederek “Bu insanları küçük ortağınızın gazına gelip mahkûm ettirmeyin” açıklamasında bulunmuştur.

Biz küçük ortaklıktan gocunmuyoruz. Büyüklüğün Allah'a mahsus olduğu inancındayız. Kaldı ki, milletvekili sayımızın 48 olduğunun da bilincindeyiz.
Küçük diye hafife aldığı partimizi, FETÖ kumandasıyla ele geçirme oyunlarını da unutmuş değiliz.

Biz küçük olmasına küçüğüz, ancak Rabbim hiçbir partiyi zilletin küsuratı yapmasın, böylesi bir alçalmayı hiç kimseye nasip etmesin.

“SİNSİ VE SİPARİŞ BİR ÇALIŞMA”

Bir diğer tartışılması gereken konu da Berlin Merkezli Bilim ve Politika Vakfı'nın hazırladığı araştırma raporudur. Bu vakıf icazetlidir, ipoteklidir, iradesi çalınmıştır. “Türkiye'nin İki Buçuk Yıl Sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Kurumlara ve Politikaya Genel Bir Bakış” başlıklı sözde araştırma raporu sinsi ve sipariş bir çalışmadır.

Mezkûr araştırmanın tercümesini yaparak değerlendirdik ve baştan ayağa yalan yanlış iddialarla dolu olduğunu mütalaa ettik. Türkiye'nin yeni hükümet sisteminden, neye ve hangi amaçlara hizmet ettiği az çok belli olan bir Alman vakfının bu kadar rahatsızlığı, bu denli memnuniyetsizliği milletimizin tarihi ve muhteşem bir tercihte bulunduğunu ispatlamıştır.

Alman Sol Partisi'nin Türkiye ve MHP husumetinden sonra, bu ülkedeki bir vakfın da partimizi, yeni hükümet sistemini ve Cumhur İttifakı'nı karalama yarışı husumetle karılmış bir senaryoya delalettir.

Diyorlar ki, tarikatlara mensup aşırı muhafazakârlarla MHP üyeleri yeni boşalan bürokratik mevkileri işgal ediyormuş. Özellikle polis ve istihbarat kadroları MHP'ye açılmış. Ayrıca yeni hükümet sistemi çürümeye yol açmış.

Bu Alman Vakfı'nın bildiği ne varsa, belirlediği neler bulunuyorsa Türkiye Cumhuriyeti'ne bildirmezse, hükümetimize ulaştırmazsa dünyanın en müfteri, en melanet vakfı olacağını buradan ilan ediyorum.

13 Nisan 2021 (Haber Merkezi) 1616

Yorumlar (0)

Yorum Yaz